gezilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2010 Perşembe

Tatil ve Çocuk



Tatil...belki çok farkında olmasada oğluşuma daha çok yaradı...Yeşilliklerin arasından nazlı nazlı akan buz gibi sulara dokundu, Dut ağacına asılmış el yapımı salıncakta sallandı, Ihlamur ağacının altına uzanıp tertemiz havayı soludu...


Doğayı didik didik etti...Merakı anne olarak beni ''Amman Dikkat Oğlum '' şeklinde endişelendirsede..özgürlüğü tattı.




Buz gibi yayla sularını çeşmeden içmeyi öğrendi :))






Süslü sarı kızları izledi,sütlerinden içti.






Minik sepetine (gıdığına) fındık topladı...





Taşlı köy yollarında uzun keşifler yaptı...


Her ne kadar güzelse de yaşadıkları..

Evim, babam, oyuncaklarım diye sayıkladı tatil boyunca :((

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Anılarla Dönüş...



Karadeniz....
Yemyeşil yada rengarenk mi demeliydim?
Gezdik, gördük...serin ıslak ve oksijen yüklü havayı derin derin soluduk...



Doğa yine bizi kendine hayran bıraktı...



Karadenizde turşu sirkesiz yapılır.Ve soğanla kavrulup yeriz biz turşuyu...Beş çaylarında bir güzel olurki sormayın, hele ki fasulye turşusu.
Fatsadan Orduya doğru giderken Meşhur bir turşucu vardır.Yöresel yemekleride yiyebileceğiniz harika bir manzaraya sahip bir yer...Anneannem pek kızar bu turşucuya ''herşeyinde turşusu mu olurmuş'' diye...
Resimde gördüğünüz zeytin bidonları değil..Erik turşuları :)) Gerçekten güzellerdi ama çıtır çıtır.



Yol boyunca yürüken, keskin koku ve aromasıyla minicik bir çilek duyulaınızı uyarır...Siz o kocaman çileklerden bir kilo yiyin ama bu minnacık çileğin verdiği tadı almanız imkansız inanın...
Ve böğürtlenler...ekşi-tatlı elleriniz ağzınız mosmor olana kadar yiyebiliyorsunuz...
Taflan...pek bilinmez bu meyve,eh pekde sevilmez kolay kolay...ağızı buran mayhoş bir tadı ve çok değişik bir aroması vardır.Kiraz gibi etli ama daha serttir.Taflanında Turşusu olur..
Ve fındık, yeşil kabuğunun içinde..Çotanak denir.Birkaç fındığın bulunduğu yeşil kabuklu haline.

Sağ üst köşede ise Babaannemin odun sobasında pişirdiği ekmek...içinde tereyağı ile :))

Deniziyle, doğasıyla....




Yeşiliyle....mavisiyle....














Sarı süslü kızlarıyla, sisli yaylalarıyla...









Bir daha ne zaman gelirim yemyeşil göğsünde uyumaya bilemiyorum Karadeniz....

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Haydeee Memlekete...






Eveeet.. Gitme zamanı....


Antalyanın nemli, yapış yapış, sıcak,ıslak boğucu havasından kaçıyoruz..(temmuz -ağustos Antalyada olmamalı insan, bu nem insanı bitirir.)


10 yılı geçti memlekete uğramayalı..
Nasıl özledim...havasını, suyunu, toprağını...






Sislerin tepeleri okşayarak yükselişini... Bulutların üzerindeymişçesine bizi heyecanlandırışını...nasıl özledim...








Biliyorum daha çok yağmur olacak...sabah uyanıp camı açtığımda göz alıcı ıslak bir yeşille karşılaşacağım...derin bir nefes çektiğimde soğuk tertemiz havanın her hücremin en içine kadar işleyişini hissedebileceğim...





Gökyüzü kesintisiz olacak, apartman aralarından gökyüzünü görmeye çalışmayacağım...




Gündüz bulutların gece milyonlarca yıldızın şarkılarını dinleyeceğim....




Çocukluk arkadaşlarımı ve tabi onlarında çocuklarını, yıllardır görmediğim akrabalarımı göreceğim..




Turşu kavurması, taze finduk,taflan, kuymak, çocukken yol kenarlarında kilolarca yiyip bıkmadığımız böğürtlenlerden yiyeceğim...





Gelirkende inşallah çook güzel fotoğrafla getireceğim sizlere KARADENİZ den...


Hoşçakalın...