yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazılarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2012 Cumartesi

Anneler Sakın Kaçırmayın !!

                                         
18 Mart Pazar 17:40  TRT 1


Süper Dadı...geçen hafta TRTde ilk bölümü yayınlandı.
Yabancı versiyonunu izlemiştim fakat Türkiyede türk ailelerde nasıl etki edeceğini merakla bekliyordum.

İlk bölümde  ''Çıldırmış,elinde terlik,parmak tehditkar şekilde sallanır,kaşlar çatık,ciyak ciyak bir anne'' haa tamam dedim,bunlar gerçek,tamamen bizden,%100 yerli...Maalesef.

Ve gerçekten böyle bir programa ne kadar çok ihtiyaç olduğunu gördüm..

Annelerin dışarıdan kendilerine bir bakması çocuklarına neler yaptıklarını-yapmadıklarını gözlemlemesi, pozitif disiplin yöntemlerinin öğrenilip uygulanabilmesi vb.konularda birçok anne için gerçekten süper bir program.

İzlemenizi önemle tavsiye ederim..

7 Mart 2012 Çarşamba

H A Y I R !




Siyasetten anlamam, taraf tutmam..Ülkem için iyi olacağını düşündüğüm şeyleri destekler,savunur...İnanmazsam karşısında durur eleştiririm...

Yeni eğitim sisteminin içeriği ile ilgili bir bilgim yok..Başbakan bir ''BİLİM'' kurulunun da katkılarıyla hazırlandığını söylüyor..Mutlaka artıları vardır ama başlangıç olarak 6 yaş oluşu,benim için -tüm anneler içinde öyle olmalı-çok endişe verici...

Oğlum 2006 Kasım doğumlu...Bu senenin başından beri yıl sonu doğumlu olması nedeni ile seneye ne yapacağımı kara kara düşünmekteydim..Yılın başında doğan bir bebekle sonunda doğan bir bebeği düşünsenize..Aynı olabilirler mi?

Başta SABİHA  PAKTUNA KESKİN olmak üzere,pedagogları,nörologları dinlemeye-okumaya çalışıyor bu konu ile ilgili bilgi ve görüşlerine değer verdiğim kişilere danışıyordum...

Sonuçta 7 YAŞ ın bir tesadüf olmadığını, çocuğun motor gelişiminin bu yaşta okula başlamak için en uygun yaş olduğunu öğrendim...Erken yaşta okula başlayan çocuklarda ilk sene olmasada eğitim açısından ilerleyen yıllarda aksaklıklar yaşandığını yakın çevremde deneyimleyenlerden ve eğitimci arkadaşlarımdan duydum...

Ve oğlumun bir yıl kaybetmesini göze alarak-hayatının uzun bir bölümünün de okulda geçeceğini düşünerek- bir sene daha anaokuluna gitmesine karar vermiştik ki....

Çok dolu ve gerginim bu konuda aslında...

Şimdi ise yeni bir sistemin DENEKLERİ olmaları gerekiyor ... Sonunun ne olacağını bilemediğimiz bir sistemin ilk kurbanları..

Siz çocuğunuzu feda eder misiniz?

 Bu kadar ucuz mu onların hayatları ?

İlköğretim okulları hazır mı bu duruma?

Ya öğretmenler,bi fikirleri, eğitimleri var,mı okulöncesi çocuğunun ihtiyaçları ve eğitimleriyle ilgili?

Daha tuvalete giderken annelerini çağıran bu çocuklar 10-14 yaşındaki çocuklarla aynı kantini,aynı tuvaleti mi kullanacaklar?

Birileri toplanmış çocuklarımızın geleceği ile ilgili kararlar veriyorlar ''EN İYİSİ BU'' diyerek...


Çok endişeliyim..çoooook.

6 Aralık 2011 Salı

Büyükşehirde Doğal Ev Halleri

Ne kadar doğal olunabilirse, bi anne olarak çocuğuma aileme sağlıklı doğal hayatı ne kadar sunabilirsem...o kadar iyi hissediyoum kendimi...

Bu sıralar hep bu işlerle meşgulüm...

Anneciğim...6 yılda 4 çocuk sahibi olmuş ,ardarda..küçük şirin bir köyde sağlık görevlisi...evde su yok..çeşmeden taşınmakta..haliyle çamaşır bulaşık makinalarını bırakın elde yıkanmakta hepsi...evin önünde kocaman kazan kaynamakta her haftasonu banyo için...Turşular, konserveler, salçalar yapılmakta kavanoz kavanoz...Birde çalışmakta anneciğim doğumlara gitmekte,köy köy gezmekte...

Şimdi ne olduda biz zaman bulamıyoruz bunlara..Hayatımızı kolaylaştıran bunca şey varken birde üstüne para verip almaktayız herşeyi...Zaman mı yok,imkan mı? İstenince olmaz mı?




Tavşan Yüreği...Bu zeytin türünün adı geçen seneki denemem pek başarılı olmamıştı.Tekrar denedim bu sene..Süper oldu.
Sevmem ben turşu gibi tadı olan zeytinleri..tek ekşilik üstüne damlattığınız limon olmalı..

Zeytin alınır; İki şekilde yapabilirsiniz Yarma yada Çizik.
Yarma için bir taşla fındık kırar gibi zeytinler yarılır, çizikte ise bıçakla çizilir.

Kavanozlara konan zeytinlerin üzerini bir parmak geçecek kadar su konur. Zeytin tatlanana kadar HER GÜN suyu değiştirilir. 10 gün kadar -yine damak tadınıza göre değişir ben biraz acımtırak severim- acı suyu değiştirdikten sonra ...ha bu iyi ..dediğinizde kaya tuzunu eritip yine tadını kontrol ederek zeytinimize son suyunu koyuyoruz,erimesin diyede birazcık limon tuzu....

i

Birazda kekik ve biber..zeytin yağıda gezdirin azıcık...:) Afiyet olsun.




Her hafta semt pazarına gelen köylü teyzem sütümü ayırır benim için..sabahtan alır öğlene mayalamış olurum,birazını sütlaç için ayırır ,kaymağını mutlaka eşime saklarım...bayılır.
Yoğurdumu ; fırını hafif ısıtıp,mayasını koyduğum ılık süt tenceresini ağızı açık olarak fırına koyup mayalıyorum,sulanmadan harika mayalanıyor.


Elma sirkelerim...İlk denemelerim..Açıkçası güzel bir anlatım bulamadım nette..Yaptım,evet sirke tadınıda aldım hazırları gibi keskin olmayan light sirke:)..kullanmaktayım,ama o üzerinde ana denilen kaygan yapı oluşmadı :( turşuların beyazlaması gibi beyazlıklar oldu.
İçindeki canlı bakterilerin göstergesi belki bu..Şifa niyetine kullanıyorum.Faydalarını araştırmanızı tavsiye ederim.
Besin olarak tüketilmesinin dışında temizliktede inanılmaz işe yarıyor sirke.Örneğin ben; Bulaşık mak. parlatıcı gözüne koyuyorum...Çamaşır mak.ise hem yumuşatıcı olarak (sulandırılmış sirkeye lavanta yağı damlatarak) hemde leke çıkaıcı olarak makina su alırken biraz kullanıyorum.


Eşimin sevgilileri...Turşularım.




Domates soslarım...





Buğday ru-sheim ile kansızlık sorunum sebebiyle tanıştım..İyi ki tanışmışım aslında buğdayda var olan ve bizim için çok faydalı olan buğdayın embriyo kısmının BEYAZ UN yapılırken kepeği vs.ayıklanarak  bize asıl faydalı bölümlerin ayrıldığını öğrendim.

Ben muzu ezip içine katıyor birazda süt ekleyerek tüketiyorum,vücudun demir tutma kapasitesini arttırıyormuş.Kaynağı arıyorum ekleyeceğim.Bazı faydaları;






AFRODİZYAK: Ruşeym Doğal afrodizyak özelliğine sahip. Yakın zamanda ruşeymden vitamin tabletleri üretimi de planlanıyor.


YAŞLILIĞI GECİKTİRİCİ: E vitamininin yaşlılığı geciktirici özelliği ve vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlaması dolayısıyla bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynar. Ruşeym ise E vitami deposu.


KALBE YARAR: Ruşeymin koroner kalp hastalığı riskini azaltması, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.

SİNİRE BİREBİR: Ruşeymin sinir sistemi hastalıklarında olumlu etki gösterdiği, gözde katarakt oluşumunu geciktirdiği biliniyor.

GÜZELLİK İÇİN: Doğanın bu altın sırrı güzelliğe de güzellik katıyor. Özellikle de cilt kırışıklıkları için birebir. Hem kırışmayı önlüyor, hem de azaltıyor.

KISIRLIK: Buğdayın embriyosu olarak nitelenen Ruşeym, kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanılıyor.


Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sertaç Özer’de beslenme açısından yararlı olan ruşeymin, her yaşta tüketilebileceğini söyledi.

Özellikle genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bağışıklık sistemine bağlı bağırsak problemi olan ”çölyak hastaları” ve lif kullanımında sakınca bulunanlar tarafından tüketilmemesi gerektiğine dikkati çeken Özer, kepeğe ve buğday ununa oranla daha zengin olan bu ürünü, bazı firmaların tablet yapma girişiminde bulunduğunu kaydetti.

Yemek pişirirken baharat yerine vitamin olarak kullanabilecek bu ürün, anı zamanda dünya mutfağındaki çeşitli yemek tarifleri için tercih ediliyor.

E vitamininin yaşlılığı geciktirici özelliği ve vücutta hücre zarının dayanıklılığını sağlaması dolayısıyla bağışıklık sistemini destekleyerek kanserin önlenmesinde önemli rol oynadığı, bu açıdan zengin olan ruşeymin koroner kalp hastalığı riskini azaltması, pıhtı azaltıcı etkisiyle kanın akıcılığına, diyabetli hastalarda damar tıkanıklarının önlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Ruşeymin sinir sistemi Hastalıklarında olumlu etki gösterdiği, gözde katarakt oluşumunu geciktirdiği, cildi güzelleştirip kırışıklıkları önlediği ve kısırlık tedavisinde etkin olarak kullanıldığını bilimsel çalışmalarla tespit edildiği kaydedildi.


DAHA NE OLSUN DEĞİL Mİ! Bu arada 3.80 tl civarında fiyatı sanırım REAL avm den alıyorum.




Bunlarda kişisel doğal malzemelerim.Elbette tamamen doğal olmaları beklenemez ama içindekiler kısmını okurken dakikalarımı harcamam gerekmiyor.
Şampuanımın içine bi çay kaşığıda karbonat atıyorum,Solmuş keçeleşmiş saçlarım canlandı resmen..
Karbonatı da mutlaka bi araştırın o da inanılmaz bir besin.Hayatınıza sokun derim.

2 Kasım 2011 Çarşamba

LiLa nın Evinden Kareler...





 Hoşgeldiniz...Ne iyi ettiniz...

Uzun zamandır varmıyor elim kolum hiçbi şeye... Ha yapıyorum bişeyler ama çok farklı,sonraki postuma sakladım onları...




Bir kahve yapayım size...Nasıl ihtiyacım var kahve arası dertleşmelere...


Açmısınız yoksa ? Zeytinyalılarda iyiyimdir, severseniz koyayım bir tabak....


Sonra konuşuruz uzun uzun anılardan...Koşarcasına kaçan gençliğimi hapsettiğim çerçevelere bakarız...



Yalnız,çırılçıplak kalmış gibi tuhaf...hissettiğiniz olur mu kalabalıklarda?

Kırılmış kalbinizi kaç kez yapıştırdınız,izi sızım sızım sızlar mı arada sırada?




Dalıp gider misiniz sık sık ,güzel bir resme bakarken?




Mum yakanlardan mısınız karanlığa karşı....herşeye rağmen....!

25 Ekim 2011 Salı

Dayanamıyor - İnanamıyorum

Milletçe zor günlerden geçiyoruz. Sanki yüce yaratan sınıyor bizi .. İlk önce şehit haberleri arkasından deprem... Bakıyor sıradan ruhumuzun derinliklerine , kalbimizden geçenleri dinliyor , vicdanımızı inancımızı ölçüyor,  yazıyor defterimize..

Dualar ediyor, yasin-i şerifler okuyorum....

Vatanımızın birlik ve bütünlüğü huzuru için gece-gündüz demeden dağ bayır dolaşan, sınırlarımızı bekleyen askerlerimize cesaret, güç, kuvvet versin diye...

Depremi o büyük yıkımı yaşayan insanlarımıza sabır,sağlık ve sıhhat versin diye ...



Ağlıyorum...hıçkıra hıçkıra...Kara gözlü Yunus için...



Umudun adı Azra için...

Oğlu kucağında kaçarken ölen ama oğlunu kurtaran baba için...


Ama hiç aklıma gelmiyor sormak ... onlar kim diye !!!

Dillendirmeye utanıyorum... Aldığım dini ahlaki vicdani terbiye buna izin vermiyor...

Sosyal medyada koca koca puntolarla yazıyorlar, alkış alıyor beğeniliyorlar...aklım almıyor...inanamıyorum.
İnsanlığımdan utanıyor,başımı öne eğiyorum..

BDP, polis, taş,yakılan bayrak,hak, hukuk.....vs....vs....

Çok utanıyorum....çok.

Bende mi tuhaflık ? Nasıl insanlıktır bu,nasıl bir vicdandır sağır dilsiz...

İyiliği yapıp denize atan biz değil miydik?

Yüce yaradanın terazisi ölçmeyecek miydi günahı sevabı?

Siz kimsiniz ki hesap kesip cehenneme layık görürsünüz insanları? Bir mi tutarsınız kendinizi yaradanla?

Vardır elbet birilerinin ekmeğine yağ sürenler adı cehalet olsun,vicdansızlık olsun...  

ONLARI UYARSAN DA UYARMASAN DA ONLAR İÇİN BİRDİR,İNANMAZLAR   (Yasin.10)

Ne olur siz insanlığınızı vicdanınızı kaybetmeyin...Herşeye rağmen.

23 Ağustos 2011 Salı

Çarpı işi, Çarptı beni :)

Minik çerçevem için,başladım yapmaya..ama devamı geliyor,bırakamıyor insan...
  

                    Eskiden...yani ben daha ilkokuldayken, karadenizin ennn güzel köylerinden birindeyken.... okullar kapanınca; kuran kursu başlayana kadar,  kız çocuklarının eline birer elişi verilirdi... Örgü, kanaviçe, tığ işi...

       İlk yaptığım ÖRGÜ örmekti.. Hani şu yuvarlak rengarenk paspaslar varya işte onların minyatür olanı,elbezi amacı ile yapılanlarından başlamıştım...Tersi düzü karıştırır, renkleri aynı hizada yapamaz, sayıları kaçırır...ama eğlenirdim..Üretirdim çünkü... Biraz daha büyük ablalar şıkır şıkır dantel örerlerdi...Annem iğne oyası yapardı,hemde çok güzel yapardı...

     Şimdi liseye giden kızlar makarna pişirmekten bile bihaber.'' aman okusun yeter'' .

Neye yeter ?

Eski yabancı filmlere dikkat ettiniz mi? Elektrik henüz icat edilmemiştir ama kızların becerileri piyano çalıp çalamadıkları, işledikleri işler ,bildikleri yabancı diller, tanıdıkları ressamlar vb.ile ölçülür.
   Evlenip çoluk çocuğa karıştıklarında gelecek nesillere aktarabilecek bilgi kültür birikimi olması gerekir...

Öyle değil mi ama?

Okulda öğretilenlerin dışında, ahlak, bilgi, kültür ,özel değerler aileden aktarılmaz mı?

Çok derin bir konu aslında...düşündükçe yoruluyorum.




Ortaokulda yaptığım kanaviçe.


                                                                                     Bu renk ve çiçek..Ne tatlı tesadüf :))

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Kaktüs Çiçeği


Bir gün bile değil..Sabah güneşiyle birlikte açtı çiçeğini...Öğleden sonra boynunu bükmüştü bile..




Senede bir yada iki senede bir açarmış..Doya doya izledim,hayranlıkla,Rabbimin özene bezene yarattığı bu güzelliği.





     Yüzünü güneşe dönerek açtı ve soldu...


 
Yüzünüzün daima aydınlıktan yana olması dileği ile...

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Yeni Kiracılarımız :))

  Her sene aynı muhabbet...
Çifte Kumrular,hiç açmadığım salon penceresini yoklamaya başlarlar,Bozuk açılmayan panjurun arkasından girip otlarını taşırlar içeri...
Ben temizlerim ''Olmaz burası şekerim,kendinize başka yer bulun'' derim güzellikle, anlamazlar.
Tavsiyeler üzerine poşet asarım, su şişesi koyarım...
Geçen senenin galibi bendim....
Bu senenin onlar....
Anneme gittiğim haftayı fırsat bilip yerleşmemişler mi ?
Döndüğümde çok geçti..İki minik beyaz yumurta ile şenlendirmişlerdi yuvalarını kumrular....
Yuva bozmak günahtır...Misafirimizler artık...

Tek kötü yanı... minikler de yuvadan uçup gittiğide o pencerenin önünü temizlemek.en az 1 saatimi alacak....Neyse.



Fotoğraf çekmek için perdeyi araladığımda oğlumda paldır küldür geliyor yanıma.....


 Şunun gözlerindeki endişeye baksanıza...
Nedenini uçup gidince daha iyi anlıyoruz...



Minnacık,çirkiiinnn gözü açılmamış bir bebiş....




Ya balkon saksımın içindeki yumurtaya ne demeli...

Hasbam yumurta gelmiş bi yerine ne yuva ne bişey , bırakıp gidivermiş zilli...Hanım hanıııım ben mi kuluçkaya yatacağım acaba ??

Böyleleride var hayatta...


Kimisi eşiyle (kumrular tek eşliymiş bu arada) yuvasını kurup yumurtlarken, kimiside bırakıp kaçıyor..

Sevgili Atölye Kedinin yazısını görünce bizimkileride anlatmak istedim :)) Kolay gelsin bize ...

21 Nisan 2011 Perşembe

M E R H A B A

 Sanırım benim dışımda herkes bloğunu kullanabiliyordu...Geç kaldım..
Olsun..Çok mutluyum şu anda...Çoook...

Bloğum açıldı...

  Üç haftadır bize büyük sıkıntılar yaşatan Genizeti ameliyatı kararını alıp,oğluşumu bu salı ameliyat ettirdik..
 Şu anda cıvıldayarak oynamakta şükürler olsun....

Bahar geliyor..Limon çiçekleri misler gibi kokmakta...

Şimdi aylardır uzak kaldığım blog arkadaşlarımı ziyaret edeceğim bir bir...

Bu arada sizi Antalyadan BAHAR kareleriyle başbaşa bırakıyorum...

(Çok özledim sizi yaa)







17 Şubat 2011 Perşembe

Ne Yapacağım Ben :((



  4.5 yaşında oğluşum...Doğduğundan beri sanki göbek bağımız hiç kesilmedi...Gece gündüz ayrılmadan beraberiz...Yakınımda ne akraba-ne arkadaş..Ayda bir görüşüyorum belki...
  Beraber oyunlar gezmeler..Artık beni aşmaya başlamıştı..Arkadaşa,oyuna birazda disipline ihtiyacı vardı artık...
Pazartesi başladık okula....
İlk gün nasıl heyecanlı çıktı okuldan,nasıl da mutlu...
Tamam dedik oldu bu iş...
İkinci gün sınıftaki bi yaramazın canını sıkmasını bahane etti...Hallettik..
Ertesi gün yemekleri,uyumak istemediğini...
Bugün ise bırakmadı beni..
''Sende Kal anne...''

Açıklamalar,teselliler faydasız...Düşmüş dudaklar,dopdolu kocaman iki ela göz...

Şimdi ise oturmuş belki her annenin yaşamış olduğu o suçluluk ve sorularla başbaşayım...Dopdoluyum...

Evde daha mı mutlu ?
Onda kapanmaz yaralar açar mıyım ?
Fikirleri hayallari uçuşan bir çocuk...okulda sokulduğu kalıplar onu değiştirir mi?

İlk aşkın acısı gibi...

Oturdu içime...

3 Şubat 2011 Perşembe

Ankara Molası

Annem ve Babam -Gençlik Parkı Ankara/1977-80



Babam Ankarada üniversiteyi okurken.annem memuriyet görevine henüz başlamışken; çok sıcak bir Ankara yazında doğmuşum. Bu nedenle olsa gerek pek severdim Ankarayı.. daha yaşamadan bu şehri ,İki yaşıma varmadan taşınmamıza rağmen...

Öğrencilik zamanlarımda üniversite için hayalini kurduğum bir şehirdi..Otobüsle geçerken Ankaradan, gece saat 24:00 ı gösterirdi..Kocaman öğrenci yurtlarının,koca koca binaların önlerinden geçerken iç çekerdim...

Olmadı.Tercihlerim beni sonradan çok seveceğim İZMİR e götürdü.

Yıllar sonra eşim sayesinde akraba ziyaretleri için sık sık Ankaraya gider oldum... Her gidişim kışa geldiğinden mi,  bu şehri güzel anılarda dolduramadığımdan mı yoksa denizi olmadığı için yönümü hiç bulamadığımdan mı...Soğuk,uzak  gelmeye başladı bana.

Aslında bir yeri unutulmaz yaşanası kılan yaşananlar paylaşılanlardır o şehirle...

Üşüyorum ben düşündükçe Ankarayı...Hiç yazını yada baharını görmedim,sıcak güneşini, yeşilini göremedim...belkide ondan...üşüyorum.

Ne annemle babamın yıllar öncesine ait güzel anıları, ne en sevdiğim arkadaşlarımdan birkaçının bu şehirde bulunması, nede diğer nedenler...sevmek için yaşamak, paylaşmak lazım sanırım.

Ben Ankarayı hiç yaşayamadım :((

30 Aralık 2010 Perşembe

Hamiş Kardeşe Tütü ve Yılın Son Yazısı




Yeni yıl hediyesi olarak kızkardeşim için bady almıştım..2.hamileliği ve doğumada az bir süre kaldı...
Gülben Ergen hamile iken bir klip çekmişti.Kıyafetleri ne şirindi değil mi?
Ben çalıştığım için hamileliğimi gayet resmi kıyafetler içinde geçirdim.Ama aşağıdaki kıyafeti hala aklımda.Allah 2.yi nasib ederse yapacağım bu etekten :))



Kızkardeşim için de yapmayı çok istedim ama süre çok kısıtlıydı.Bir gecede tamamlamam gerkiyordu,bi anda aklıma geldi çünkü.
Bende hemen beli lastikli ve badiye uygun bir tütü hazırladım.



Gördüğünüz tacıda görür görmez aldım tabi :))
Kardeşim giydikten sonra da foto çekecektim ama; ''kuaföre gitmem lazım'' deyip bana poz vermedi :))


Veee Sideee.... Yılın son günlerinde sımsıcak ısıttı bizi.
Işıl ışıl dükkanlar, süslenmiş ağaçlar...




Tüm bu güzellikleri bir çınarın tepesinden izleyen çok şirin bir çift Kumru...
Kışın sidenin müdavimi kediler...





Kökleri ile toprağı derinden sarıp sarmalamış koca kağuçuk....
Yarattığın tüm bu güzellikler için , bize nasib ettiğin sağlık,sıhhat,mutluluk ,huzur için.... Binlerce şükürler olsun Allahım.
Tüm Arkadaşlarıma Mutlu Sağlıklı Seneler Diliyorum.


6 Kasım 2010 Cumartesi

Anne Oldum ...:))

5 kasım 2006 : 42 haftalık oldu...Karnım çatlayacak gibi,ama paşamın rahatı yerinde sanırım gelmeyi düşünmüyorlar...Annem geldi..kendisi emekli ebe..ve kızkardeşim,eşimde izine ayrıldı..Fakat oğluşcandan haber yok....Çok halsizim erken yatacağım.



Tuhaf...bacaklarım çekiliyor sanki,belim sızlıyor hafif hafif...



Yok..uyuyamayacağım....sanırım doğum sancısı bu...saat gece yarısınıda geçmiş 02.00..

Salondayım..tv yi açtım...volta atıyorum...herkescikler uykuda...Son dakika haberleri..Ecevit vefat etmiş...



Annemi kaldırsam mı...Gittikçe dayanılmaz oluyor...uzanıcam..elimde defter kalemim sancı aralıklarını yazıyorum...çok düzensiz.



Annemi kaldırıyorum..Muayene ediyor..erkenden hastaneye gitmek istemiyorum...Açılma çok az..ama sancı gitgide şiddetleniyor.



Kardeşimle eşimde kalkıyor...Eşim çok gergin.

Annem çayını demliyor :))



04:00 hastaneye doğru yola çıkıyoruz.Dışarıda harika bir dolunay var....Düğünümüzde ve nişanımızdaki gibi :)) ne güzel tesadüf.

Tekrar muayene,odaya alınma vb...en son saat 09:00 civarlarını hatırlıyorum...



Sancının beni benden aldığını, nedenini anlamadığım bazı şeylerden dolayı epidural yapamayacaklarını,eşimin ''Yeter artık sezaryene alın'' çırpınışlarını...Annemin elimi sıkı sıkı tutuşunu....



Doktorun; 1 saat de bekleyebiliriz öğleden sonrayıda açılma yavaş oluyor..deyişini..

o halde bile BEKLERİM deyişimi...Eşimin isyanını ... Hemen sezaryene alınışımı...hayal meyal ,sancıyla bölünen anlar.



Ameliyathane..buz gibi...Sancı bir taraftan soğuk bir taraftan...Dualar okuyorum.. ve başımda bekleyen anestezi uzmanına''Artık beni bayıltın'' yakarışlarım..



Gözümü açamıyorum...Sesler...Kızkardeşim bebeği seviyor..Konuşamıyorum...ayılamıyorum..Çok ama çok üşüyorum..Titremeye başlıyorum.

''bebeğim'' deyiveriyorum gözlerimi aralayıp...Kardeşim getiriyor ''bak çok tatlı deyip uzaktan gösterip gidiyor tekrar'' Halim olsa söküp alacağım bebeğimi,bağıracağım getir onu bana diye...Eşim sıcak su torbası getiriyor...dalıyorum tekrar.



Kendime geldiğimde hemşireler bebeği emzirmeye çalışıyorlar...



Bu çirkin şey benim mi ?



Uzun süre içeride kalmaktan; şişmiş,soyulmuş, burnu yassılaşmış...Bembeyaz.Mis gibi kokuyor.

A Ş K

6 Kasım 2006

Ben ANNE oldum...:)







veeeee...Bu kısmı Hayal kırıklığı serisinin devamında yazmış olsam çok üzgün olurdum anlatırken..ama o kadar aksiliğe rağmen çok güzel bir doğum günü geçirmemiz nedeni ile...

Sadece anlatıyorum.

Bu cam tabaklardan bi tane boyamıştım.Oğluşun d.günü için kurabiyeli bir takım arzu etmiş idim.. Uzun arayışlar sonucu aynı tabaklardan BOYNER de buldum.Paşabahçenin 'Patisseria' serisi.Ve yine uzuuuuun gerçekten uzun arayışlar sonucu bulabildiğim kurabiyeli peçeteler.

Resimli ve ayrıntılı anlatacaktım ama arkadaşlar...olmadı.Yani tabaklar olmayınca anlatmanında anlamı kalmadı.

Her zamanki gibi peçete tutkalı ile peçeteleri kesip yapıştırdım, minik yaprak stencılı ile renkli yapraklar yaptım, boyadım...ilk kat boyada fark ettim..peçetelerin etrafı yani tutkalın değdiği alan da çatlaklar oluştu.Nedenini anlamadım.2,3,4 kat boyadım..Çatladı...bende çatladım ayrı :))



Stencil yaptığım alanlarda boyalarda dağılmalar oldu vs.Aksiliklere söylenirken,
Eşim ''bunların içine zaten pasta koymayacak mısın ne gerek var ?'' dedi.
Haklısın dedim... Doğum günü akşamı servisde kullandım...gerçekten farkedilmedi yani :)
Tabi amaç insanlar fark etsin diye bişeyler yapmak değil,biraz ego tatmini.Yapmak mutlu olmak kullanmak vb.


Son durum; İçime sinmediği için tabakları ilk hallerine geri döndereceğim.(verniklememiştim zaten).

Aşağıda da doğum günü akşamı ikramlarımızdan bir demet...

Resimlerde sadece su böreği yok :)) İsteyen arkadaşlar olusa dönüşde tarifleri uzuuun uzun paylaşabilirim.



Çooook yorgunum...4 yıl önce bugün olduğu gibi...tatlı bir yorgunluk tabi.

Ve en güzeli; Evliliğimizin ilk yılında tatile gidebilmiştik eşimle...6 sene sonra fırsatımız oldu tekrar...Allah izin verirse Kaplıcanın yolunu tutuyoruz yarın...

Ben şöyyyyyleee uzuun uzun fokurdayıp geleceğim arkadaşlar:))

Görüşmek üzere.