yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2010 Cumartesi

Anne Oldum ...:))

5 kasım 2006 : 42 haftalık oldu...Karnım çatlayacak gibi,ama paşamın rahatı yerinde sanırım gelmeyi düşünmüyorlar...Annem geldi..kendisi emekli ebe..ve kızkardeşim,eşimde izine ayrıldı..Fakat oğluşcandan haber yok....Çok halsizim erken yatacağım.



Tuhaf...bacaklarım çekiliyor sanki,belim sızlıyor hafif hafif...



Yok..uyuyamayacağım....sanırım doğum sancısı bu...saat gece yarısınıda geçmiş 02.00..

Salondayım..tv yi açtım...volta atıyorum...herkescikler uykuda...Son dakika haberleri..Ecevit vefat etmiş...



Annemi kaldırsam mı...Gittikçe dayanılmaz oluyor...uzanıcam..elimde defter kalemim sancı aralıklarını yazıyorum...çok düzensiz.



Annemi kaldırıyorum..Muayene ediyor..erkenden hastaneye gitmek istemiyorum...Açılma çok az..ama sancı gitgide şiddetleniyor.



Kardeşimle eşimde kalkıyor...Eşim çok gergin.

Annem çayını demliyor :))



04:00 hastaneye doğru yola çıkıyoruz.Dışarıda harika bir dolunay var....Düğünümüzde ve nişanımızdaki gibi :)) ne güzel tesadüf.

Tekrar muayene,odaya alınma vb...en son saat 09:00 civarlarını hatırlıyorum...



Sancının beni benden aldığını, nedenini anlamadığım bazı şeylerden dolayı epidural yapamayacaklarını,eşimin ''Yeter artık sezaryene alın'' çırpınışlarını...Annemin elimi sıkı sıkı tutuşunu....



Doktorun; 1 saat de bekleyebiliriz öğleden sonrayıda açılma yavaş oluyor..deyişini..

o halde bile BEKLERİM deyişimi...Eşimin isyanını ... Hemen sezaryene alınışımı...hayal meyal ,sancıyla bölünen anlar.



Ameliyathane..buz gibi...Sancı bir taraftan soğuk bir taraftan...Dualar okuyorum.. ve başımda bekleyen anestezi uzmanına''Artık beni bayıltın'' yakarışlarım..



Gözümü açamıyorum...Sesler...Kızkardeşim bebeği seviyor..Konuşamıyorum...ayılamıyorum..Çok ama çok üşüyorum..Titremeye başlıyorum.

''bebeğim'' deyiveriyorum gözlerimi aralayıp...Kardeşim getiriyor ''bak çok tatlı deyip uzaktan gösterip gidiyor tekrar'' Halim olsa söküp alacağım bebeğimi,bağıracağım getir onu bana diye...Eşim sıcak su torbası getiriyor...dalıyorum tekrar.



Kendime geldiğimde hemşireler bebeği emzirmeye çalışıyorlar...



Bu çirkin şey benim mi ?



Uzun süre içeride kalmaktan; şişmiş,soyulmuş, burnu yassılaşmış...Bembeyaz.Mis gibi kokuyor.

A Ş K

6 Kasım 2006

Ben ANNE oldum...:)







veeeee...Bu kısmı Hayal kırıklığı serisinin devamında yazmış olsam çok üzgün olurdum anlatırken..ama o kadar aksiliğe rağmen çok güzel bir doğum günü geçirmemiz nedeni ile...

Sadece anlatıyorum.

Bu cam tabaklardan bi tane boyamıştım.Oğluşun d.günü için kurabiyeli bir takım arzu etmiş idim.. Uzun arayışlar sonucu aynı tabaklardan BOYNER de buldum.Paşabahçenin 'Patisseria' serisi.Ve yine uzuuuuun gerçekten uzun arayışlar sonucu bulabildiğim kurabiyeli peçeteler.

Resimli ve ayrıntılı anlatacaktım ama arkadaşlar...olmadı.Yani tabaklar olmayınca anlatmanında anlamı kalmadı.

Her zamanki gibi peçete tutkalı ile peçeteleri kesip yapıştırdım, minik yaprak stencılı ile renkli yapraklar yaptım, boyadım...ilk kat boyada fark ettim..peçetelerin etrafı yani tutkalın değdiği alan da çatlaklar oluştu.Nedenini anlamadım.2,3,4 kat boyadım..Çatladı...bende çatladım ayrı :))



Stencil yaptığım alanlarda boyalarda dağılmalar oldu vs.Aksiliklere söylenirken,
Eşim ''bunların içine zaten pasta koymayacak mısın ne gerek var ?'' dedi.
Haklısın dedim... Doğum günü akşamı servisde kullandım...gerçekten farkedilmedi yani :)
Tabi amaç insanlar fark etsin diye bişeyler yapmak değil,biraz ego tatmini.Yapmak mutlu olmak kullanmak vb.


Son durum; İçime sinmediği için tabakları ilk hallerine geri döndereceğim.(verniklememiştim zaten).

Aşağıda da doğum günü akşamı ikramlarımızdan bir demet...

Resimlerde sadece su böreği yok :)) İsteyen arkadaşlar olusa dönüşde tarifleri uzuuun uzun paylaşabilirim.



Çooook yorgunum...4 yıl önce bugün olduğu gibi...tatlı bir yorgunluk tabi.

Ve en güzeli; Evliliğimizin ilk yılında tatile gidebilmiştik eşimle...6 sene sonra fırsatımız oldu tekrar...Allah izin verirse Kaplıcanın yolunu tutuyoruz yarın...

Ben şöyyyyyleee uzuun uzun fokurdayıp geleceğim arkadaşlar:))

Görüşmek üzere.

12 Ekim 2010 Salı

LiLanın evinde pişer , sizede düşer :))


Daha geçen hafta pikelerle cam açık yatmaktaydık geceleri...Birkaç günde aniden değişti havalar...Üşüdük.

Havadan nem kapan ben de şifayı kaptım.

''Anneeee hasta olacağım galibaaa'' nidalarına annemim cevabı ''Reddet'' olur.

Israrla reddettim kendilerini ama çok ısrarlı davrandı bu hastalık.

Hemen Şifa Çorbamı yaptım..Mutlaka bi adı vardır diye sitelere baktım ama..

Ben bu tarifi nerden,nasıl almıştım, yoksa katıp karıştırıp mı üretmiştim, bilemedim.(düğün çorbası ile terbiyeli incik arası bişey)



Nezleye gribe birebir arkadaşlar, aklınızda bulunsun.

Malzemeler;
  • Yarım kilo kuzu incik (sevmiyorsanız kemikli ilikli dana etide olabilir)
  • 1 büyük soğan
  • tane karabiber
  • Sarımsak
  • 1 yumurta sarısı
  • 3 çorb.kaşığı yoğurt
  • 2 çorba kaşığı un
  • Tuz
  • limon (yada sirke)


*Kuzu incik, tane karabiberler, ikiye bölünmüş soğan düdüklü tencereye konur.İnciklerin üstünü geçecek kadar su eklenir.Yaklaşık 35-40 dk. haşlanır.

*Haşlama su ayrı bir tencereye alınır (karabiberler-soğan-incik süzülüp alınır) biraz daha sıcak su ilave edilir.Kaynatılır.

*Yumurta sarısı,un,yoğurt ayrı bir kapta çırpılır.Yavaş yavaş haşlama suyundan eklenerek karıştırılır, sonra tencereye aktarılır.

*Arzuya göre ezilmiş sarımsaklar çorbaya ilave edilir.(Tavsiye ederim)

*İnciğin etleri didiklenip çorbaya ilave edilir.

*Çorbanın altı kapatılıp tuzu ilave edilir.

*Servisde limon yada sirke ilave edilerek içilir.

*Afiyet ve Şifa olsun.



Tadanlar işkembe çorbasına benzediğini söylediler.Ben işkembe içmediğimden bilemeyeceğim ama faydalı bir çorba.




Çorbamı içtim toparlandım biraz...Beş çayına turta düştü aklıma

Kalan enerjimide buna harcadım. (Spora değil turtaya vakit ayırıyorsam gidişat pek iç açıcı değil sanırım)
Pasta börek işlerinde aynı marka malzemeler kullanmaya çalışırım , bir marka ile yapılan diğerini tutmamakta.

Malzemeler;
  • 1 pk margarin (oda sıcaklığında)..ben bizim marka kullandım.
  • 2 yumurta
  • 1 su bard. şeker.
  • 1 pk. kabartma tozu
  • Un (2.5- 3 su bard.yaklaşık)

İç Harcı

  • 4-5 elma rendelenmiş
  • tarçın
  • ceviz içi
  • şeker

İlk önce iç harcı hazırlıyoruz ki hamurun üstüne sıcak iken koymayalım.

* Rendelenmiş elmalar tencereye konur şeker ve tarçın miktarını arzunuza göre ayarlayın, elmanın tatlı olması ve tarçınında tadını göz önünde bulundurursak yarım su bard.yeterli olabilir.Suyunu çekene kadar pişirin , ateşi kapattıktan sonra çeviz içini ekleyip soğumaya bırakın.

* Hamur malzemelerini bir kaba koyup yoğurun.Yumuşak kurabiye hamuru kıvamını alana kadar.

* Bir parça hamur ayırın (üstüne kafes yapacağız) Tart kalıbına uygun olarak oklava ile açın,kalıba yerleştirin.

* Çatal ile hamura delikler açıp hamuru buz dolabında (dondurucuda değil) 5 dk dinlendirin.

* Bu arada Tartın üstüne kafes yapmak için hamuru açıp şeritler kesin.Fırını 180 dereceye 35 dk ayarlayın.

* Dolaptan hamuru çıkarın, elmalı harcı üzerine dökün, yaptığınız şeritleri elmaların üstüne kapatın.


Şekil yapayım derken benim şeritler pek bir alem oldular :)

Elinizde fazla hamur kalırsa kurabiye şekli verip pişirebilirsiniz,lezzetli oluyor.




Elmalı turta, sade kahve, serin bulutlu bir sonbahar günü....


*** Elma ve tarçın glisemik indeksinizi dengeleyip şeker kizlerinizi engelleyen harika bir ikilidir.Diyetteyken sabahları aç karnına tarçın serptiğim elma dilimleri ile güne başlardım.Emzirme döneminde tatlıya acaip sarmıştım.
Elmalı turtadan bir dilim yedikten sonra uzuun bi süre tatlı krizi yaşamayacağınıza emin olun :))